Ana Sayfa Gündem Teknoloji Kültür Ekonomi Tarih Yaşam Sağlık

O Delik Deşik Uçaklar Bize Başarı Hakkında Büyük Bir Yalan Söylüyor

İkinci Dünya Savaşı'nda geri dönen uçaklardaki mermi deliklerini inceleyen generaller çok büyük bir hata yapmak üzereydi. Onları durduran matematikçi Abraham Wald, bize 'Hayatta Kalanlar Yanılgısı'nı ve neden sadece kazananların hikayesini dinlemememiz gerektiğini öğretti.

O Delik Deşik Uçaklar Bize Başarı Hakkında Büyük Bir Yalan Söylüyor

Yıl 1943. İkinci Dünya Savaşı tüm şiddetiyle devam ediyor ve Müttefik kuvvetlerinin başı büyük bir dertte. Nazi Almanyası'nın uçaksavarları, İngiliz ve Amerikan savaş uçaklarını gökyüzünde adeta sinek gibi avlıyor. Her gün onlarca pilot geri dönemiyor, üslerdeki yatakhaneler boşalıyor ve moral çöküşte.

Komuta merkezi acil bir çözüm bulmak zorunda. Uçakları güçlendirmeliler ama tüm uçağı zırhla kaplayamazlar; bu uçağı çok ağırlaştırır, hantallaştırır ve yakıtı bitirir. O yüzden 'stratejik' bir zırhlama yapmaları gerekiyor.

Generaller ve mühendisler, görevden sağ salim dönmeyi başaran uçakları hangara çekip incelemeye başlıyorlar. Ellerinde kağıt kalem, her bir mermi deliğini tek tek not ediyorlar. Ortaya çıkan veri tablosu çok net bir desen gösteriyor: Uçakların gövdesi, kanat uçları ve kuyruk kısmı mermi delikleriyle dolu. Ama ilginç bir şekilde motor ve kokpit kısmında neredeyse hiç hasar yok.

Generallerin mantığı, o an herhangi birimizin kuracağı mantıkla aynı işliyor: 'İstatistik ortada beyler. Uçaklar en çok kanatlardan ve gövdeden vuruluyor. Derhal o bölgeleri zırhlayın.'

Emir verilmek üzereyken, odanın köşesinden ince gözlüklü, Macar asıllı bir istatistikçi elini kaldırıyor. Adı Abraham Wald. Yahudi olduğu için Nazilerden kaçıp Amerika'ya sığınmış bir dahi.

Wald, odadaki herkesi şoke eden o cümleyi kuruyor: 'Hayır efendim, tam tersini yapmalısınız. Merminin hiç isabet etmediği yerleri, yani motorları zırhlamalısınız.'

Görmediğimiz Mezarlık

Odada buz gibi bir sessizlik oluyor. Generaller muhtemelen bu adamın delirdiğini düşünüyor. 'Veriler ortada, delikler kanatlarda!' diye itiraz ediyorlar. Wald sakince açıklıyor:

"Siz sadece geri dönmeyi başarabilen uçakları inceliyorsunuz. Gövdesinden vurulan uçaklar bir şekilde uçmaya devam edip üsse dönebildiği için o delikleri görüyorsunuz. Ama motorundan vurulan uçaklar geri dönemedi. Onlar şu an okyanusun dibinde veya Avrupa kırsalında bir enkaz yığını halinde. Motor kısmındaki 'hasarsızlık' aslında bir sağlamlık göstergesi değil, o noktadan vurulanların hayatta kalamadığının kanıtı."

İşte bu an, istatistik tarihinin en büyük aydınlanmalarından biridir. Buna literatürde Survivorship Bias (Hayatta Kalma Yanılgısı) deniyor. Veri setine bakarken sadece 'hayatta kalanları', 'başaranları' veya 'görünür olanları' baz alıp, elenenleri hesaba katmadığımızda düştüğümüz o ölümcül mantık hatası.

Steve Jobs Okulu Bıraktı Diye Sen de Bırakma

Peki bu hikaye 1943 yılında mı kaldı? Keşke öyle olsa. Bugün aynı hatayı hayatımızın her alanında, özellikle de kariyer planlarımızda yapıyoruz.

Sosyal medyayı açın, kitapçıların 'Kişisel Gelişim' raflarına bakın. Her yerde üniversiteyi yarıda bırakıp milyar dolarlık şirketler kuran dâhilerin hikayeleri var. Steve Jobs, Bill Gates, Mark Zuckerberg... Medya bize sürekli bu 'hayatta kalan uçakları' pompalıyor. Bu hikayelere bakan bir genç şöyle düşünüyor: 'Demek ki okul zaman kaybı, ben de bırakıp hayallerimin peşinden gidersem Zuckerberg olurum.'

Ama kimse okyanusun dibindeki uçaklardan bahsetmiyor. Üniversiteyi bırakıp, borç batağına sürüklenen, girişimi batan ve şu an asgari ücretle hayata tutunmaya çalışan o on binlerce gencin hikayesi kitaplaştırılmıyor. Onların TED konuşmaları yok. Onların biyografileri yok. Çünkü onlar 'geri dönemedi'. Sessizler. Ve biz sadece kazananların gürültüsünü duyduğumuz için, başarının formülünün bu olduğunu sanıyoruz.

Eskiden Binalar Daha mı Sağlamdı?

Bu yanılgı sadece insanlarda değil, nesnelerde bile karşımıza çıkıyor. Sık sık şunu duyarız: 'Eskiden ne binalar yaparlardı be, şimdikiler karton gibi. Bak Süleymaniye Camii 500 yıldır ayakta, Roma kalıntıları 2000 yıldır duruyor.'

Gerçekten eskiden mimarlar daha mı iyiydi? Hayır. Sadece 'sağlam olanlar' bugüne kalabildi. Roma döneminde yapılan binlerce derme çatma, kötü bina daha ilk 50 yılında yıkılıp gitti. Biz onları görmüyoruz. Biz sadece, yüzyıllar süren bir elemeden sağ çıkmayı başarmış olan 'şampiyonları' görüyoruz ve geçmişteki bütün binaların öyle olduğunu sanıyoruz. Bu, geçmişi romantize etmemize neden olan bir göz yanılması.

Sigara İçen Dede Efsanesi

Konuyu sağlığa getirelim. Hepimizin ailesinde veya çevresinde o efsanevi figür vardır: 'Benim dedem günde iki paket sigara içerdi, 90 yaşına kadar turp gibi yaşadı.'

Bu cümleyi kuran kişi, aslında Abraham Wald'ın karşısındaki generalle aynı hatayı yapıyordur. Dedesini (geri dönen uçağı) örnek göstererek sigaranın öldürücü olmadığını kanıtlamaya çalışır. Ama sigara yüzünden 40'ında, 50'sinde kalp krizinden veya kanserden ölen milyonlarca insanı denklemden çıkarır. Çünkü onlar masada yoktur, onlar konuşamaz. Dede bir istisna, bir 'hayatta kalan'dır; kuralın kendisi değil.

Enkazdan Ders Çıkarmak

Peki bu zihin modelini hayatımıza nasıl uygulayacağız? Çok basit: Bir dahaki sefere bir başarı öyküsü dinlediğinizde, bir 'En Çok Satanlar' listesine baktığınızda veya bir yatırım tavsiyesi aldığınızda, gözleriniz hemen 'görünmeyenleri' arasın.

Eğer bir restoran açacaksanız, şehirdeki en popüler restoranın neyi doğru yaptığına bakmak size çok az şey öğretir. Çünkü belki de sadece şansı yaver gitmiştir, belki babadan kalma dükkandır, belki o dönem moda olmuştur. Asıl ders, batan restoranların neyi yanlış yaptığıdır.

Mezarlıklar, kütüphanelerden daha dürüsttür. Başarının sırrı bazen kazananların ne yaptığında değil, kaybedenlerin hangi hataya düştüğünde saklıdır. O yüzden siz siz olun, merminin isabet etmediği yerlere dikkat edin.

Ücretsiz Bülten

Kült Yazı

En yeni yazıları, önerileri ve güncellemeleri doğrudan e-posta kutuna al. Haftada bir, kısa ve öz.

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yazabilirsin.

Bağlantı başarıyla kopyalandı